Sadece ‘bir’ gün sürecek olan “Bana Yaz-ma!” sergisi, hem hayata
geçiriliş biçimi hem de sosyal içeriği ile alternatif bir projedir.
Fotoğraflar, yerleştirmeler ve bir video-sanatını sergileyeceğim bu
dördüncü kişisel sergim kendi atölyemde gerçekleşecek. Böylece,
sanat işletmeciliğinin yanlış işleyişlerinin hükümlerine de
gönderme yapan bir etkinlik olmasını hedefliyorum.
“Bana Yaz-ma!” sergisi, özellikle geleneksel Anadolu yazmasının,
gerçek ve doğal temsilini hatırlatarak başkalarının bize
‘yazmışlıklarını’, yani siyasi ve sosyal kurgularını vurgulamayı
amaçlıyor. Bu ‘yazılmışlıklara’ alışmak bizde teslimiyet duygusu
yaratıyor. Hâlbuki Anadolu’nun beslendiği yüzlerce yıllık
anlayışların yalınlığı ve doğallığı ile şekillenen yazma, bedenin
çıplaklığıyla büyük bir uyum içinde yaşıyor. Anadolu insanının
pratik ve doğal hayatının bir parçası olan geleneksel yazma,
bedenin çıplaklığının yalınlığı ve beslendiği toprağın, taşın, ağacın
sadeliğiyle bütünleşiyor. Beden, beslendiği toprağın da eşliğiyle
yazmayı doğurganlaştırıyor. Bu sergi, yaratmak istediği alternatif
atmosferle, Anadolu’nun ‘yazılmışlıklarından’ kurtulmuş halini
ya da ‘yazılmışlıklarının’ öncesindeki düşünsel doğurganlığını ve
doğallığını hatırlatmayı amaçlıyor.
CS, 2010 |